Tv Rehberi
24.07.2017 - 00:00

Anibal Güleroğlu

Ekran Arısı

Tüm Yazıları
Milliyet Yazarı

MERYEM’in rekabet şansı…

‘Rekabetin kalbi ve ruhu, müşterileri cezp etmeyi bilmektedir’ demiş, Amerikalı işadamı Donald Petersen… Bu sözün doğruluk payının ve öneminin ürün çeşnisinin bol olduğu ortamda daha da arttığı bir gerçek! Aynı türden malların çokluğunda müşterinin tercih seçeneği de artacağından rakiplerine kıyasla cazip gelecek kriterlere sahip olmanın gereği kaçınılmaz. Bunun için de bir noktada fark yaratabilmeyi becermek lazım.

Nasıl ki, her sezon artan oranda yeni dizi ekrana sürmeye başlayan kanalların rekabeti için de aynı durum geçerli. Müşteriyi yani izleyiciyi kaparak yüksek reyting ve reklam geliri sağlama rekabetçiliğinin ruhu, ‘cezp etme’ becerisine dayanmakta… Yani müşterinin nabzına göre şerbet veren, onun algısına uygun iş üretme yeteneğine!

Doğruyu söylemek gerekirse bu yaz geçmişe göre daha kaliteli işlerle karşılaşıyoruz. Hani ‘Nasılsa yaz sıcağında izlenme oranı düşer, bunun için de ne sürsek ekrana gider’ mantığı terk edilmiş gibi! Normal sezon dizileri misali, oyuncu seçiminden yapımına ve reklamcılığına özen gösterilmekte. Yani bir bakıma yaz rehaveti ortadan kalkmış, yeni sezona da sarkabilecek işler üretme mantığıyla hareket edilir olmuş. Nitekim Kanal D’nin yeni dizisi ‘Meryem’ de bu izlenimi uyandırdı bende.

Hal böyleyken TMC imzalı ‘Meryem’in rekabet şansı ne diye bakıp ön değerlendirmede bulunacak olursak…

BİR KAZA VE ÜÇ İNSANIN DENKLEMİ

Yazıların en zor yerinin başlangıç olması gibi, kurguların can damarı da öykünün temelidir. Şayet temeldeki olay mantıkla kurulmamışsa buradan destekle yaratılan gelişimin ne tadı olur ne de inandırıcılığı. Dolayısıyla rekabet sarmalındaki dizilerin müşteriye cazip gelebilmeleri için sağlam çıkış noktası bulmaları şart!

Mevcut dizilere bakıyoruz… Hemen hemen benzer olaylardan hareketle başlatıyorlar öykülerini. Zaten gelişimleri ve dahi finalleri de aşağı yukarı aynı oluyor bunların. Anlayacağınız heyecan-sürpriz beklentisi minimumda bırakılıyor daha en baştan. Artık hangi yapımın oyuncu kadrosu daha cazip gelirse o geçiyor öne. Son zamanların temel olayı da ‘kaza’!

Çocukların başına gelen kazadan, büyüklerin başına çorap ördürüp aşk yelleri estirmeye niyetlenenler, dramından romantik komedisini farklı örnekler çıkarttılar karşımıza. Onların her birinin günahını sevabını yazdık etraflıca. Şimdi önümüzde bir örnek daha mevcut, ‘kaza’dan yol alıp aşka yürümeye çalışan… Başrollerinde Furkan Andıç, Ayça Ayşin Turan ve Cemal Toktaş’ın yer aldığı; yönetmenliğini Mustafa Şevki Doğan’ın üstlendiği; senaryosu, Meryem Gültabak ve İlke Gürsoy’a ait olan ‘Meryem’.

Kanal D’nin yeni dizisinin fragmanından ve bilgilerinden anladığımız kadarıyla bu kez senaryoya temel teşkil eden ‘kaza’ durumu diğerlerinden farklı bir tablo getirecek önümüze. Üç insanın yaşamının yağmurlu bir gecede yaşanan kazayla nasıl kökten değişeceğini yansıtmaya hazırlanan dizi, ‘Sevdiğiniz kişi için tüm suçları üstlenebilir misiniz’ sorgusunu ortaya atarken adaletle özverinin, aşkla kariyer hırsının harmanlandığı bir içerikle cazibesini yaratmaya çalışacak. Tabii bu hususta başarılı olabilmesi için cazibe unsurlarını etkili biçimde kullanması, karakterlerine doğru hamleleri yaptırması gerek. Bunları sağlama konusunda baş görevin senaryoya düştüğü muhakkak.

Aşkı, nefreti ve intikamı buluştururken sevdiği adamın kariyeri için işlemediği suçu üstlenmeyi göze alan ‘Meryem’i öne çıkartacak olan senaryonun kırılma noktasıysa her zamanki gibi ‘aşk’ olacaktır. İşte bu noktada da Furkan Andıç, Ayça Ayşin Turan ve Cemal Toktaş üçgeninde aşkın nasıl yaşanacağı önem kazanıyor... Ve dahi sahnelerin yorumu!

Kariyerini sağlama alıp yükselmeyi hedeflerken kendisini safça seven kızı harcamaktan kaçınmayacağını gösterecek olan Savcı Oktay’ın yalan dolu varlığıyla, hayatını değiştiren sevgilisi Sevinç’i kazada kaybeden ve dizinin zengin erkek kanadında yer alan Savaş’ın intikam tutkusu arasında kalan ‘Meryem’in fedakârlığının aşka dönüşümünde şayet tutarlı bir yol izlenirse, bu dizinin rakiplerine karşı avantajlı hale geleceğine kuşku yok. Eğer her dizide izlemekten bıktığımız biçimde klişe bir aşk gelişimi sergilenirse de o zaman baştaki cazibenin kısa ömürlü olacağını söyleyebiliriz.

İlaveten ana karakterlerin öyküsünü destekleyecek yan konuların ve arabozucu karakterlerin de önemini hatırlatmakta fayda var. Buradaki karakterler; Savcı Oktay’ın üniversiteden arkadaşı ve gizli sevgilisi olan boşanma avukatı Beliz ile Savaş’a aşkını saklayan çocukluk arkadaşı Derin… Bu iki kadının ortak hedefi, elbette ki ‘Meryem’! Onlar ‘Meryem’i elde etmeye çalıştıkları erkeklerden uzak tutmak için oyunlar geliştirirken şu aşamada ‘Meryem’in destekçisi gibi görünen karakterler de Komiser Burcu ve Savaş’ın sağ kolu olan Güçlü. Neler yapacaklar göreceğiz.

Aslında ilk bakışta hepsi de fazlasıyla bildik duruyorlar ama ana konunun altını doldurup gelişimi besleyecek olan bu karakterlerin sunumundan farklı tatlar çıkması halinde ‘Meryem’in eli daha güçlenecektir diyorum. Yani işin sırrı, yorum farkında!

SON SÖZ; Kıraç ve Garbiyeli’nin müzikleriyle desteklenen ‘Meryem’, güce ve adalete muhtaç iki adamın karşılaşmasındaki kurban konumunda karşımıza gelirken, hem gerçek suçlunun bulunması noktasında adli bir tat sunmaya, hem de aşkın türlü şekilde sınanmasına tanıklık ettirmeye müsait yapıda bir dizi.

Dolayısıyla, ayrıntılı eleştiri hakkımızı sonraya saklayıp, şu an için rekabet şansı güçlü diyoruz. Bir kaza ve üç insanın denklemindeki çözüm olan ‘Meryem’in müşteriyi cezp etme yolunda şansı bol olsun.

Anibal GÜLEROĞLU

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal

Yorum Yazın
Gönder
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.