Tv Rehberi
17.06.2017 - 00:00

Anibal Güleroğlu

Ekran Arısı

Tüm Yazıları
Milliyet Yazarı

İki Yalancı’dan ne olur?

Anton Çehov ‘Yalan kadar insanı alçaltan bir şey yoktur’ dese de insan denen mahlûkatın en vazgeçilmez huylarından biri, yalan söylemek. Yalanı tutkuya dönüştürüp kabul edilebilinir kılmak uğruna, işin kolayını da bulmuşlar kendilerince. ‘Beyaz yalan’ demişler adına… Beyazın en çabuk kirlenen renk olduğunu düşünmeden!

Nitekim ‘Beyaz yalan’ kandırmacasıyla yalancılar sarmış dört bir yanı. Yalandan medet umarak birbirini kandırmak o denli kanıksanır olmuş ki, kurguların da vazgeçilmezine dönüşmüş ‘Beyaz yalan’ olayı. Ekranda yerini almaya hazırlanan ve ilk tanıtımını yayınlayan ‘İki Yalancı’ da bunu temeline alarak öyküsünü geliştirmeyi seçenlerden.

Peki, Kanal D’nin yaz akışını eğlenceli hale getirmeyi hedefleyen bu iddialı diziden ne olur derseniz. Fragmandaki karşılıklı atıp tutmalardan yola çıkıp ön değerlendirmede bulunalım.

 

BEYAZ İKİ YALAN KARA BİR SEVDAYA DÖNÜŞÜR MÜ?

‘Ben seni bir yaz eğlencesi olarak gördüm. Ben seni hiç sevmedim’ diyerek zenginlik havası basan Serkan bir yanda… Altta kalmamak için ‘Ronaldo ile nişanlandık’ diyen Duygu Özkoç diğer yanda… Topkapı Sarayı’nın arazisini sahiplenecek kadar atmasyonculukta, pardon beyaz yalan işinde aşama kaydeden Serkan’ın sevgilisinden ayrılma tesellisi, işini yeni kaybetmiş olmanın boşluğunda arayışa yönelen Duygu'nun adam kapma hevesi. Kolay yoldan zengin olma felsefesini hissettirerek gelişecek olan öyküdeki karakterlerin yol kesişimindeki ortak nokta, karşısındakini ağına düşürmek için söylenen beyaz yalanlar ya... Gerisini koyuver gitsin.

Yalanda sınır tanımayarak komedisini geliştirmeyi hedefleyen ‘İki Yalancı’, Bodrum karşılaşmasının ardından yalanın yalanı doğurduğu süreçte kara sevdayı da doğuracak bit tabii. Bu evrede kendi gerçekleriyle yüzleşecek karakterlerin kırılma noktası da, yalanların ortaya çıkası olacak haliyle. Böylece ekran başındakilerin payına da, ‘Beyaz yalan bile olsa yalan yalandır’ dedirten bir tablonun komedi harmanını keyifle izlemek düşecek. Anlayacağınız beyaz iki yalan izleyici için de kara bir sevdaya dönüşebilir rahatlıkla!

Şu an için içerik kanadında durum bundan ibaretken dizinin nasıl bir yol haritası izleyeceği, yan karakterlerin neler getireceği de önemli kuşkusuz. Buna karşılık ‘İki Yalancı’nın başarısını garantilemek adına üç tane önemli kozu bulunduğunu belirtmekte fayda var. Bunlar nelerdir bakalım...

 

'İKİ YALANCI'NIN ELİNİ GÜÇLENDİRENLER

Kanal D'nin iddialı dizisinin elini güçlendirenlerden ilki, Gani Müjde’nin kaleminden çıkıyor olması! Her ne kadar kimileri tarafından mizahi yönden kendini tekrar ediyor şeklinde eleştirilse de, Gani Müjde’nin dizilerindeki üslubu çoğunlukla kayda değer yapıda. Kaldı ki, ekran birbirinin benzeri söylemlerle yol alan işlerden geçilmiyor. Önemli olan kaliteli sunum farkını yaratabilmek! Gani Müjde de bunu layıkıyla başarıyor.

Dizinin elini güçlendiren ikinci unsur, başrolleri… Keremcem ve Yağmur Tanrısevsin’i bir araya getiren yapım bu şekilde güzel bir tablo yaratmış gibi duruyor. Yani şu anki görüntüyle birbirlerine uyum sağlamışlar. Keremcem, ‘O Hayat Benim’deki rolüyle sezonlar boyu ekranda dramatik bir tablo çizdi. Şimdi onu komedi yönüyle görmek fark yaratacaktır. Dahası Cansu Tosun’la birlikte rol aldığı ‘İksir: Dedemin Sırrı’ filminden bu yana, Keremcem’in komediye dramdan daha çok yakıştığını düşünmüşümdür.

Yağmur Tanrısevsin ise ‘Güneşi Beklerken’den itibaren ekranda yerini sağlamlaştırma ve dizi olayında tuttuğunu koparma çabasında olan bir isim. Sansasyonel haberlerle de gündeme gelen oyuncunun sevenlerinin olduğu da malum. Dolayısıyla Keremcem’in rol partneri olarak ‘İki Yalancı’da yer alması, onu yeniden görmek için bekleyenleri diziye çekecektir. Muhakkak ki ön yargılılar da çıkacaktır ama… Performansıyla Duygu karakterine ne oranda katkıda bulunduğunun yorumunu dizini akışına bıraksak dahi, fragmandan algıladığımız kadarıyla, komediye denk düştüğünü söyleyebiliriz.

‘İki Yalancı’nın üçüncü kozuysa, insanların yalanlardan hoşlanması! Nasıl ki gerçek hayatta yalanlarla iç içe yaşamaktan hoşnutlarsa, kurgularda da yalanlardan gelişen öykülere pek meraklılar. Beyazından karasına, her tür yalanın yarattığı absürtlükler-çatışmacılıklar ekran dünyasındaki öykülerle deşarj olup buradaki yaşamlarda kendilerini bulanları mutlu etmekte. İşte bu detay, ‘İki Yalancı’nın beyaz yalanların ardına sığınarak hedefe ulaşmak isteyen karakterlerinin sevilmesine ve beyaz iki yalanını kara sevdaya dönüştürmeye yetecektir.

SONUÇTA; ‘Bodrum Masalı’yla bir sezon daha devam kararı alan Kanal D’nin yeni nesil yalanlarla örülü Bodrum öyküsü olarak karşımıza getireceği ‘İki Yalancı’, eğlence vaat eden ve izleyicisinin sevdasına dönüşme kapasitesine sahip bir iş konumunda. Bundan dolayı ‘‘İki Yalancı’dan güzel bir doğru olur’’ desek yeridir.

Her ne kadar beyaz iki yalandan kara sevda çıkartma sloganıyla dramı çağrıştırsa da… Kış boyu ekranları parselledikleri yetmiyormuş gibi yaz aylarına da el atan gözyaşı bolluğundaki dramlardan bunalıp, magandasız mizahla gülmeyi arzulayanlara iyi geleceğini umuyorum. Tabii asıl yorumu yapmak için 4 Temmuz Salı akşamı yayınlanacak ilk bölüm tablosunu görmek lazım.  İzleyiciye hoşluklar yaşatmak üzere, yolları açık olsun.

Anibal GÜLEROĞLU

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal

Yorum Yazın
Gönder
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.