Tv Rehberi
01.08.2017 - 00:00

Anibal Güleroğlu

Ekran Arısı

Tüm Yazıları
Milliyet Yazarı

Adı ‘Efsane’ ama anlayana…

‘İnsanlar rakamlara benzerler; durumlarına göre değer kazanırlar’ demiş Napoléon Bonaparte… Ne kadar da doğru bir söz. Nice yetenekli insan sırf yeterli desteği göremeyip iyi bir konuma gelemediklerinden harcanıp gidiyor şu dünyada. Hayatın acı gerçeği bu. Böyle gelmiş böyle gider. Öte yandan aynı mantığın yerli diziler için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla. Şöyle ki, diziler de barındırdıkları yeteneklere göre değil de, gözde oyuncularına göre değer kazanmaktalar! ‘Adı Efsane’nin yeni hali bunun en güzel örneği…

İkinci devresiyle yaz dizisi olmaya niyetlenen yapım ne yazık ki, bazı oyuncularının gitmesinin ardından yersiz eleştirilerle yıpratılmaya başlandı. ‘Adı Efsane ama anlayana’ dedirten türden bir mantıkla karşılandı ve hak ettiğinin çok gerisinde kaldı. Birbirinin benzeri işlere ya da dönüp dönüp gelenlerin yersizliklerine-yapaylıklarına değinilmezken ,efsaneliğin isimlere bağlı olmadığını ispata soyunan ‘İkinci Devre’ye alabildiğine yüklenmek… Yapımın ve oyuncularının bu mücadelesini gözden düşürmeye çalışmak bana göre büyük insafsızlık.

‘ADI EFSANE’; NEREDEN NEREYE...

Efsane dizi ‘Beyaz Gölge’nin izinden yürümek üzere yola çıkıp, sakatlıktan dolayı spor kariyerine noktayı koyarken, içkiden teselli arayarak ailesini de dağıtan Tarık’ın mecburen kabul ettiği lise koçluğu üzerinden ilerleyen ‘Adı Efsane’, yetişkinlerin aşkları ve çatışmalarıyla birlikte öğrencilerin dünyasına da ağırlık vermişti ilk devrede. Her iki kanat arasında konu dengesi kuran ve Tarık karakterinde Behzat Ç. esintisi hissettiren dizi, ilk bölümüyle reytinglerde umulanın gerisinde kalsa da, sıkılmadan izlenen akışı Tarık karakteriyle, yetenekli gençleriyle ve başkaldıran ifade tarzlarıyla efsane olma yolundaydı.

Tarık’ın velayet stresini, Bahar’a karşı beslediği duygularla harmanlayan akış Zeynep’in şirinliğinin yanı sıra Melis ile Tarık arasındaki baba-kız sorunlarını da çok ölçülü bir dille veriyordu. Kıvanç’ın kötü tipliğin hakkını verdiği dizinin gençler kanadında da her şey gayet mantıklı bir biçimde ilerliyordu. Ancak dizinin yeni sezona sarkması durumunda beklentileri karşılamayıp noktalanacağı kaygısı, yetişkinler kanadındaki oyuncuların yeni projelere yelken açma isteğiyle buluşunca ‘Adı Efsane’nin de Tarık’tan başka bir efsane bulması gerektiği fikri gelişiverdi. Dizi, ünlülerini kaybedince pes etmemişti ya... Gerisi nasılsa gelirdi.

Böylece Suriyeli çocuklarla ilgilenmeyi isteyen Bahar’ın, kızlarıyla arasına girmemek adına, Tarık’ın evlilik teklifini reddi… Tarık’ın vurulması… Kıvanç’ın attığı iftiraya rağmen takımın şampiyon olması derken… Tarık’a Antalya’dan gelen teklif ve daha güvenli hayat isteyen Melis’in ‘Seni çok seviyorum’ dediği Hakan’ı bir çırpıda bırakmasıyla eski-yeni bağı usulüne uygun kopartılıp dizinin yol haritası falso vermeden değiştirildi. Bembeyaz sayfayla hiç yaşanmamış gibi biten Hak-Mel ilişkisinin burukluğu bir yanda… Fiko’nun türkü barı seçen Sibel duygu karmaşası diğer yanda… 20. bölüm ‘Kimsin lan sen’ sorusuyla noktalanırken devamının, ilkinden daha heyecanlı geleceğini de haber verdi aslında.

'ADI EFSANE'NİN 'İKİNCİ DEVRE'SİNDE DURUM NASIL?

Birinci devreyi takımın şaşkın ifadesiyle bitirip yeni yolunu başlatan ‘Adı Efsane’de ikinci devresi için ilk sözüm, eskinin yükünden kurtulurken maziden gelenlerle elini güçlendirmeye çalıştığına dair olacak! Artık yeni efsane, Koç’a kulağı geçmek için söz veren boynuz yani, Cem Yiğit Üzümoğlu’nun yıldızlaştırdığı Hakan!

Sözde Rusya’dan özde hapisten kendi çöplüğüne dönen teyze oğlu Ozan’ın hava atışıyla başlayan ve bir hafta sonrasından atağını geliştiren ‘İkinci Devre’nin rakipleriyle mücadele mantığı da ‘Başaracağız ama başaramazsak da ne yapalım. Mesele, mücadele etmek değil mi’ felsefesine dayanmakta.

Tek başlarına başarma konusundaki mesajlarını veren gençlerin performansına gelince… ‘Adı Efsane’nin Erdal Beşikçioğlu’nun koçluğu olmadan da yürüyebileceğini ispat için var güçleriyle mücadele ettikleri kesin… Ki, bu mücadelenin de hakkını fazlasıyla veriyorlar doğrusu.

Öte yandan bu mücadelenin en büyük destekçilerinin, oyunculuğunu çok beğendiğim Şenay Gürler ve Ferit Kaya olduğunu da belirteyim! Kocasını ve varlığını kaybedip babadan kalma eve 17 yıl sonra dönerek eski aşkıyla karşılaşan Reyhan ile kızı Naz’ın öyküsüyle birlikte farklı bir boyut kazanan ‘Adı Efsane-İkinci Devre’de mafyatik Ozan karakterinin de ‘mektepli’ olmaktan soyutlanan içeriğin gelişimine katkısı büyük.

Anlayacağınız ‘Adı Efsane-İkinci Devre’nin içeriği ilkinden daha geniş çaplı! Sadece basketbol ve takım davasıyla sınırlı değil artık. İşin içinde geçmişin hesaplaşmaları ve geleceğin hesapları da var. Dahası diziye yeni katılan karakterlerin öyküsü daha dişe dokunur nitelikte. Üstelik sahnelerin ruhu da gayet yerinde… Yani sahneler gayet güzel kurulmuş ve eskisinden yenisine karakterlerin canlandırmalarında göze batacak ciddi sorunlar yok.

Şimdi elimizi vicdanımıza koyup ‘Adı Efsane-İkinci Devre’nin bu tablosunda yapaylık olup olmadığını sorguladığımızda… Olaya, orta yerden dalmanın bocalaması dışında herhangi bir durum olmadığını söyleyebiliriz. Senaryo da dönüşümünü hiç yadırgatmadan gerçekleştirmiş durumda. İlaveten ‘Adı Efsane-İkinci Devre’yi geçmişten soyutlayarak, yeni bir öykü olarak izlemekte de fayda var diyebiliriz.

SONUÇTA: Tayfa’nın her elemanına yeri geldikçe ağırlık vereceğini umduğum…Şenay Gürler’in başarılı performansından Reyhan karakterinde layıkıyla faydalanılacağına inandığım… Ve gençlikle dramanın başarılı harmanı olarak gördüğüm ‘Adı Efsane-İkinci Devre’nin, kükreklerin veya poz kesenlerin yer aldığı pek çok diziden daha iyi olduğu gerçeğinin altını çizerek koyalım noktamızı.

Anibal GÜLEROĞLU

guleranibal@yahoo.com

www.twitter.com/guleranibal

Yorum Yazın
Gönder
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.